Bursa Barosu, doğal afetlerde can kayıplarına yol açan ihmal ve sonrasındaki hak ihlallerine “yeter artık” dedi
Bursa Barosu Başkan Av. Metin Öztosun, Adalet Sarayı önündeki basın açıklamasında meslektaşlarını önce saygı duruşuna davet etti. Öztosun şöyle konuştu:
“6 Şubat 2023 tarihinde saat 04.17'de Kahramanmaraş ilimiz Pazarcık ilçesinde gerçekleşen, akabinde aynı tarihte saat 13.24'de Elbistan ilçesinde gerçekleşen ve onları izleyen artçı depremler, ülkemizin başta Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Diyarbakır, Kilis, Şanlıurfa, Gaziantep, Osmaniye ve Adana illerinde, ilçe ve köylerinde büyük yıkımlara, can kayıplarına ve yaralanmalara yol açmıştır. Bir yıl önce yaşanan deprem felaketinde kaybettiğimiz on binlerce yurttaşımızın ve 121 meslektaşımızın acısını bir kez daha yüreklerimizde hissediyoruz. Hayatlarını ve yakınlarını kaybeden; evleri, ofisleri yıkılan meslektaşlarımızı ve vatandaşlarımızı unutmuyoruz.
Depremden hemen sonra Bursa Barosu'nca; yıkılan ve hasar gören binaları inşa eden müteahhitler ile mevzuata aykırı olarak bu yapılara ruhsat, imar ve iskân veren yetkililer, sorumlulukları bulunan diğer teknik görevliler, yapı denetim görevlileri ve ilgili diğer kişiler denetim görevini yerine getirmeyen ilgili belediye, bakanlık yetkilileri ile arama ve kurtarma çalışmalarının, eksik yürütülmesi neticesinde can kayıplarına neden olan kişilerle ilgili deprem yıkımının yaşandığı tüm illerin başsavcılıklarına şikayet dilekçesi ile başvurulmuş şüpheliler hakkında kamu davası açılması talep edilmiştir.
Depremin ilk günlerinde BAOB bünyesinde oluşturulan afet yardım merkezinde Bursa Barosu avukatları görev almış, hem meslektaşlarımız hem de halkımızdan gelen bölge için gerekli ihtiyaç ve ilaç yardımları toplanarak tırlarla bölgeye ulaştırılmıştır.
Bundan sonra da TBB'nin deprem koordinasyonu kapsamında ilk olarak Adıyaman'da görevlendirilen baromuz üyesi meslektaşlarımızla beraber toz, hüzün, hicran ve öfke içindeki bölgeye gidilmiştir. Bursa Barosu'nca toplanan yardımlarla satın alınarak Adıyaman'a ulaştırdığımız konteynerlarımızı deprem bölgesine kurarak hukuki ve fiili desteğe de başlanılmış, deprem bölgesinde yürütülen delil tespit çalışmaları ve soruşturmalar için TBB koordinasyonunda bölgede gönüllü olarak görev yapan Bursa Barosu avukatları, hasar tespit çalışmalarına katılmıştır.
Adıyaman'da vatandaşlara hukuki destek hizmeti veren Bursa Barosu avukatları, deprem yardımlarının afetzedelere ulaştırılmasına da aracılık etmiştir. Avukat ofislerinin hasar tespitine de katkı sunan Bursa Barosu üyesi avukatlar, sosyal yardımlaşma ve dayanışma başvurularını alarak onlara da destek olmuş, mahalle mahalle, köy köy Bursa'dan götürülen malzemelerin ve acil ihtiyaçların ulaştırılmasını sağlamışlardır.
Adıyaman'dan sonra Kahramanmaraş ve Gaziantep'e geçilmiş 6.4'lük Hatay depremine de burada yakalanılmış bölge halkının deprem anında hissettiklerine de ortak olunmuştur.
Daha sonra Osmaniye'ye ve oradan Hatay'a gidilmiştir. Halen artçılar devam ederken Hatay'da baro başkanımız ile yıkılan Hatay'ın merkezinde incelemeler yapılmış, yıkılmayan binaların kullanılamaz halde olduğu şehrin ana dokusunu, kültürünü tarihini oluşturan tüm yapılar yıkılmış durumda olduğu tespit edilmiştir. Gittiğimizde Hatay'da halen çadır olmadığı, bizzat Hatay Baro Başkanımıza yapılan onlarca çadır talebine tanık olunmuştur. Hatay'da olduğumuz sırada elektrik kesikti su ve tuvalet sıkıntısının olduğu devletin bölgede yetersiz, ilk günlerde ise tek kelime ile aciz kaldığı tespit edilmişti. Laf edilen sivil toplumun doğrudan yardımları olmasa durumun daha da vahim olacağına şahit olunmuştu.
Bursa Barosu'nun 4 ekipten oluşan gönüllü avukatları depremden sonraki iki ay boyunca 10-20 günlük zaman dilimlerinde Hatay ve Adıyaman'da görev yapmışlardır. Görev yapan tüm meslektaşlarımıza müteşekkirim.
Adıyaman'da ve Hatay'da ilk birkaç gün hiç bir yardım gitmediği için enkaz altında “imdat, kurtarın beni” diyerek ölen vatandaşların sesleri kulaklarımızdan gitmiyor diyen depremzede yurttaş ve meslektaşlarımızın hüznü, öfkesi ve acısını yüreğimizde, zihnimizde hala taşımaya devam ediyoruz.
Deprem nedeniyle sorumluluk makamındaki herhangi bir yönetici veya siyasi bugüne kadar istifa etmediği gibi, suç duyularına rağmen yıkımlarda sorumluluğu, buraları plansızca imara açan, ruhsatlandıran, denetimini yapmayan hiçbir kamu yöneticisine de aradan 1 yıl geçmesine rağmen şu ana kadar herhangi bir kovuşturma açılmamış, Marmara Depremi'nde olduğu gibi yine etkili bir cezai soruşturma yapılmamış, çöken binlerce ruhsatlı binanın altında kalarak can veren yurttaşların yaşam hakkı ihlal edilmiştir.
Cumhurbaşkanının depremzedelerden helallik istemesinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra yerel seçim sebebiyle yine Cumhurbaşkanı tarafından yapılan bir konuşmada “Hatay, kamu yatırımlarını noksansız alsa da yereldeki vizyon eksikliği nedeniyle potansiyelini açığa çıkmakta zorlanan şehrimiz. Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay'a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı” demek suretiyle Cumhuriyet tarihimizde hiçbir Cumhurbaşkanı, hiçbir siyasetçi tarafından yapılmayan “bana ve partime oy vermezseniz, hizmet filan beklemeyin” tarzında dehşet verici hukuka, anayasaya aykırı bir konuşmaya şahit olduk. Ve aslında Hatay'a günlerce neden bir yardım gitmediğini ve niye garip ve çaresiz bırakıldığını da bu konuşma sayesinde aslında anlamış olduk.
O yüzden Bursa Barosu olarak yeter artık diyoruz. Yaşamın en küçük kırıntısından bile vazgeçmemek, tüm bu acıyı doğuranlarla mücadele etmek, adalet ve tarih karşısında hesap sormak yeni acılar doğmasın, insanımız onuruyla yaşasın ve bir daha göçük altında kalmasın ve ülkemizi gerçekten yaşanır hale gelsin diye yapılanları, yapılmayanları, söylenenleri ve acı çekenleri unutmuyor ve unutturmuyoruz.
Bursa Barosu olarak doğal afetlerin öncesi ve sonrası için gerekli önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması, tüm gerçek ve tüzel kişilerin tüm faaliyetlerinde doğal afetlere ilişkin hukuki sorumluluklarını yerine getirmesi, yasal mevzuatın doğal afetlerin öncesinde ve sonrasında yaşanacak hak ihlallerinin önlenebileceği şekilde oluşturulması ve de doğal afetler sonucunda başta yaşam hakkı olmak üzere, kişinin manevi ve maddi varlığını koruma, sağlık, mülkiyet, güvenlik, eğitim hakkı gibi tüm anayasal haklarının herhangi bir şekilde ihlaline yol açılmaması için her türlü mücadeleye devam edeceğimizi tekrarla;
6 Şubat depreminde ölen tüm yurttaşlarımızı ve meslektaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor onları unutmuyor, unutturmuyoruz.”
Öztosun'un ardından, Hatay'da depremden kurtulan Av. Nisanur Şanlı, deprem anı ve sonrasında yaşadıklarını gözyaşlarıyla anlattı.