BASIN AÇIKLAMASI: 12 HAZİRAN DÜNYA ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İLE MÜCADELE GÜNÜ
BASIN AÇIKLAMASI
12.06.2026
12 HAZİRAN DÜNYA ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İLE MÜCADELE GÜNÜ
12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü'nde, çocukların çalışma yaşamına sürüklenmesinin dünya ve Türkiye ölçeğinde ulaştığı vahim tabloyla bir kez daha yüzleşiyoruz.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF tarafından yayımlanan son verilere göre dünya genelinde yaklaşık 138 milyon çocuk çalışmaktadır. Bu çocukların yaklaşık 54 milyonu sağlıklarını, güvenliklerini ve gelişimlerini tehdit eden tehlikeli işlerde çalıştırılmaktadır.
Türkiye'de de tablo kaygı vericidir. TÜİK verilerine göre bugün yaklaşık her dört çocuktan biri çalışma yaşamının içindedir. UNICEF verileri ise en az 720 bin çocuğun çalıştığını, kayıt dışı istihdam nedeniyle gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini ortaya koymaktadır.
Çocuk işçiliğindeki artış yalnızca rakamlardan ibaret değildir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre yalnızca 2025 yılında en az 94 çocuk çalışırken yaşamını yitirmiştir. Elektrik akımına kapılan, makinelere sıkışan, yüksekten düşerek yaşamını kaybeden bu çocuklar; bir istatistikten ibaret değil, korunması gerekirken çalışma yaşamına sürüklenen çocuklardır.
Bugün çocuk işçiliğinden söz ederken yalnızca yoksulluktan, istatistiklerden ya da sosyal politikalardan bahsetmiyoruz. Hayatlarının baharında toprağa verilen çocuklardan; bir daha okul sırasına dönemeyenlerden, oyun oynayamayanlardan ve ailelerine sarılamayanlardan söz ediyoruz. Çünkü çocuk işçiliği, çocukların eğitim, sağlık, oyun, gelişim ve yaşam haklarını ortadan kaldıran ağır bir hak ihlalidir.
Özellikle son yıllarda hızla yaygınlaştırılan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) sistemiyle yüz binlerce çocuk haftanın büyük bölümünü işyerlerinde geçirmek zorunda bırakılmış, eğitim ile çalışma arasındaki sınırlar fiilen ortadan kaldırılmıştır. Çocukların çalışırken ölmesine, yaralanmasına, istismara ve sömürüye maruz kalmasına ilişkin çok sayıda vaka kamuoyuna yansımış olmasına rağmen, Milli Eğitim Bakanlığı MESEM uygulamasını yaygınlaştırmayı sürdürmekte ve sistemi bir istihdam başarısı olarak sunmaktadır.
Henüz 15 yaşındaki Mahir Buğra Karagöz çalıştığı işyerinde elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi. Ondan önce Arda Tonbul makineye sıkışarak, Emirhan Yalçın çalıştığı işletmede meydana gelen iş kazasında hayatını kaybetti. Kocaeli Dilovası'nda bir fabrikada meydana gelen yangında 2 çocuk işçi yaşamlarını yitirdi. Bu çocuklar kader nedeniyle ölmemiştir. Karşımızda münferit olaylar değil; çocuk emeğini olağanlaştıran, denetimsizliği ve güvencesizliği normalleştiren sistematik bir sorun bulunmaktadır. Bir çocuğun çalışırken ölümü “iş kazası” olarak geçiştirilemez; bu ölümlere yol açan ihmal zinciri görünmez kılınamaz. Hiçbir ekonomik gerekçe, hiçbir istihdam hedefi ve hiçbir piyasa ihtiyacı çocukların yaşamından, güvenliğinden ve eğitim hakkından daha değerli değildir.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin tarafı olan Türkiye'nin yükümlülüğü açıktır. Çocuklar ekonomik sömürüden, her türlü ihmal ve istismardan korunmalı; güvenli koşullarda yaşamalı ve eğitim haklarından eksiksiz yararlanmalıdır. Bunlar bir tercih değil, devlet açısından bağlayıcı hukuki yükümlülüklerdir.
Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak; çocuk işçiliğinin, çocukların eğitim hakkını, sağlık hakkını, gelişim hakkını ve yaşam hakkını tehdit eden en ağır hak ihlallerinden biri olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Çocukların yoksulluk, eşitsizlik ve ekonomik politikaların yükü altında çalışma yaşamına sürüklenmesini kabul etmiyoruz. Başta devlet olmak üzere çocukların korunmasından sorumlu tüm kurumları; çocuk işçiliğini ortadan kaldırmaya yönelik etkili politikalar geliştirmeye, çocukların üstün yararını gözetmeye, eğitim hakkını güçlendirmeye, çocuk işçi ölümlerine, istismara ve ihmale yol açan tüm uygulamalara karşı etkin denetim ve koruma mekanizmalarını hayata geçirmeye davet ediyoruz.
Çocukların yeri işyerleri, üretim bantları, atölyeler, fabrikalar ve şantiyeler değildir. Çocukların yeri okuldur. Çocukların yeri oyundur. Çocukların yeri özgürce büyüyebilecekleri güvenli yaşam alanlarıdır.
Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak çocukların yaşam hakkını, eğitim hakkını ve insan onuruna yaraşır bir yaşam sürme hakkını savunmaya; çocuk emeğini, çocuk sömürüsünü ve çocuklara yönelik her türlü hak ihlalini görünür kılmaya ve bunlarla mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.